Ana Sayfa > İngilizce > Rehberi

Machines, Appliances II
 Makinalar, Aletler II
controls
 kumanda/denetim cihazları
control panel
 denetim masası
button
 düğme
switch
 tutamaç, anahtar, düğme
dial
 kadran, düğme
knob
 düğme
lever
 kol
   
control
 kontrol, denetim
push
 it
pull
 çek
flip
 kaldır yada indir
press
 bas
  I can't control the machine anymore. It's like it has a mind of it's own.
 Artık makineye hakim olamıyorum. Sanki kendi kafasına göre davranıyor.
  Hercules pushed the rock out of the way.
 Herkül kayayı iterek yolunun önünden çıkardı.
  Turn this dial to change the volume level.
Ses ayarını değiştirmek için bu düğmeyi çevirin.
  Can you push the door open?
 Kapıyı iterek açar mısın?
  Whatever you do, don't pull this lever! The power plant will blow up.
 Ne yaparsan yap, bu kolu çekme! Elektrik santrali patlar.
  Push this button when the red light comes on.
 Kırmızı ışık yanınca bu düğmeye bas.
  Press the button now!
 Şimdi bas düğmeye!
  Flip this switch to turn off the appliance.
 Aleti kapatmak için bu tutamacı kaldır (ya da indir).
play
 oynat, çal
pause
 beklet, durdur
rewind
 geri al
fast forward
 ileri al
  Let's play your CD.
 Hadi senin CD'ni çalalım.
  Let's record the TV show and watch it after dinner.
 Hadi televizyon programını kaydedelim. Yemekten sonra seyrederiz.
  Could you pause the movie? I need to go to the bathroom.
 Filmi durdurur musunuz? Tuvalete gitmem lazım.
  Rewind it. Let's see that scene again.
 Geri al. O sahneyi bir daha seyredelim.
  This scene is really boring. Could you fast forward it?
 Bu sahne çok sıkıcı. İleri alabilir misiniz?
repairman
 tamirci
technician
 teknisyen
broken
 bozuk, arızalı
fixed / repaired
 tamir edilmiş, onarılmış
damage
 zarar, ziyan
   
break - broke - broken
 bozmak
damage
 zarar vermek, ziyan vermek
fix
 tamir etmek
repair
 onarmak, tamir etmek
inspect
 incelemek
examine
 muayene etmek
  It's broken. Can you fix it?
 Bu bozuk. Tamir edebilir misin?
  What's wrong with your stereo? It's not working.
 Teybine ne oldu? Çalışmıyor.
  That machine is out of order. We need to get it repaired.
 Bu makine arızalı. Tamir ettirmemiz gerekiyor.

Genellikle araba ve uçak gibi büyük makineler için "break" yerine "break down" (bozulmak) kullanılır.

  My car always breaks down at the worst time.
 Arabam daima en kötü zamanda arıza yapar.
önceki sayfa »