Ana Sayfa > İngilizce > Rehberi

Clothes / Clothing
Giysiler / Giyim
fashion
moda
fashionable (adj.)
moda, modaya uygun
style
stil, tarz, moda
stylish (adj.)
modaya uygun, havalı, şık
out of style (adj.)
moda olmayan, demode
 
formal (adj.)
resmi
casual (adj.)
günlük, özel olmayan
Resimli Kelime Rehberi
üniformalar
wear - wore - worn
giy
  She likes to wear the latest fashions.
O en son modaları giymeyi sever.
  You must wear a uniform if you want to work here.
Burada çalışmak istiyorsan üniforma giymelisin.
  Have you worn your new shirt yet?
Yeni gömleğini henüz giydin mi?
nude (adj.)
çıplak
naked (adj.)
soyunuk
fully clothed (adj.)
tamamen giyinik
partially clothed (adj.)
yarı giyinik
dress
giyin
undress
soyun
put on
giyin, üzerine giy
take off - took off
soyun, üzerinden çıkar
change
değiş, değiştir
  Because my great grandfather is disabled, I help dress him.
Büyük büyükbabam sakat olduğu için, onun giyinmesine yardım ediyorum.
  Don't go in! He's getting dressed.
İçeri girme! O giyiniyor.
  Put on your shoes please. It smells.
Lütfen ayakkabılarını giy. Kokuyor.
  You put your pants on backwards.
Pantolonunu ters giydin.
  Your shirt is wrong side out.
Gömleğinin tersi dönmüş.
  Take off my shirt! I didn't give you permission to wear it.
Gömleğimi çıkar! Sana giymen için izin vermedim.
  He took off his clothes and jumped into the sea.
Giysilerini çıkardı ve denize atladı.
  I need to change into something more formal.
Üstümü daha resmi birşeyle değiştirmem gerekiyor.
  You need to change your shirt.
Gömleğini değiştirmen gerekiyor.
size beden
large
büyük
medium
orta
extra large
daha büyük
small
küçük
waist
bel
dressing room
soyunma odası
measurement
ölçü
exact (adj.)
tam, kesin
try on
üstünde denemek
fit - fit
üstüne uymak/olmak
measure
ölçmek
  Would you like to try it on?
Üstünüzde denemek ister misiniz?
  My hat doesn't fit. It's too big.
Şapkam uymuyor. Çok büyük.
  This shirt fits exactly.
Bu gömlek tam oldu.
  What's your size?
Bedeniniz nedir?
  Let's measure your waist.
Belini ölçelim.
çıplak ayak
tattoo
dövme
  She likes to walk barefoot on the beach.
Kumsalda çıplak ayak yürümeyi sever.
  He has a tattoo of the devil on his forehead.
Alnında bir şeytan dövmesi var.
match
eşleşmek/uymak
  Your socks don't match! One is red and one is green.
Çorapların uymuyor. Biri kırmızı biri yeşil.
shrink - shrank - shrunken
Çekmek (küçülmek)
  My clothes shrank.
Giysilerim çekti.
  My shirt has shrunken!
Gömleğim çekmiş!
appropriate (adj.)
uygun (doğru)
inappropriate (adj.)
uygun değil (doğru değil)
proper (adj.)
düzgün
improper (adj.)
düzgün değil
  I don't think wearing a mini-skirt to school is appropriate.
Okulda kısa etek giymenin uygun olduğunu düşünmüyorum.
  Is this dress appropriate for the occasion?
Bu elbise duruma uygun mu?
  She's never had an occasion to wear that.
Hiç onu giyecek bir durumu olmadı.
önceki sayfa »