Home > English > Introductory Guide

Politeness
 Nezaket
polite (adj.)
 nazik / terbiyeli
rude (adj.)
 kaba
 beyefendi
gentle (adj.)
 kibar
jerk (n.)  ahmak bastard (n.)  piç
manners (n.)  görgü well-mannered (adj.)  terbiyeli
  He's a jerk!
 O bir ahmak!
  Where are your manners? That's not very polite.
Görgü kurallarını unuttunmu? Pek nazik değil yaptığın.

Please bir emri ricaya çevirir.

  Please speak.
 Lütfen konuş.
  Please be kind.
 Lütfen iyi davran.
  Please come.
 Lütfen gel.

Birinden bir şey yapmasını  istemek genellikle emretmekten daha iyidir. Could can in geçmiş zamanı olmasının yanında birşey rica etmek için de kullanılır.

  Excuse me, could you say that again? I didn't understand.
Pardon, tekrar edebilirmisin? Anlamadım.
 
-
Never mind.
-
 Birşey değil.
  Could you teach me?
 Bana öğretebilirmisin?
  Could you assist me with my homework?
 Ödevimde bana yardımcı olabilirmisin?
  Could you talk to George for me?
 Benim için George'la konuşabilirmisin?
 
-
Yes
-
of course
-
sure
-
no problem
-
maybe
-
I might.
-
I'll think about it.
-
perhaps
-
probably not
-
no
-
no way
-
absolutely not
-
 Evet
-
 Tabii
-
 Muhakkak
   
-
 Sorun değil
-
 belki
-
 Olabilir
-
 Düşünmem gerek
-
 Muhtemelen
-
 Muhtemelen olmaz
-
 hayır
-
 kesinlikle hayır
favor
 iyilik
  Could you do me a favor?
 Bana bir iyilik yapar mısın?

Would da birinden kibarca bir şey yapmasını istemek için kullanılır.

  Would you open the door for me?
 Kapıyı benim için açabilirmisin?
  Would you be my friend too?
 Benim de arkadaşım olabilirmisin?

Kişilerin tercihlerini ve zevklerini sormak için de kullanılır.

  Would you like to learn French?
Fransızca öğrenmek istermisin?
  Would you prefer to live with Terry?
Terry'le birlikte yaşamayı mı tercih edersin?

May izin almak için kullanılır?

  May I speak with Jim?
 Jim'le konuşabilirmiyim?

Let's başka birine yada birilerine birlikte  birşey yapmayı teklif ederken kullanılır.

  Let's go!
 Gidelim!
  Let's talk to the professor.
 Profesörle konuşalım.
  Lets' visit Mary.
Mary'i ziyaret edelim.
permission
 izin / müsaade
let - let
 birak
allow
 müsade etmek
permit
 izin vermek
  My parents don't allow me to go the mall by myself.
 Velilerim tek basima alisveris merkezine gitmeme müsade etmiyor.
 
  Will you let me try?
 Denememe izin verirmisin?
 
  I need to get permission first.
 Ilk önce izin almam lazim.
 
mind aldirmak
  Do you mind if I come?
 Gelmeme aldiris edermisin?
 
-
No, I don't mind.
-
I prefer you didn't.
-
 Hayir, aldirmiyorum.
-
 Gelmemeni tercih ederim.
önceki sayfa »